Türkiye’nin mal ihracatındaki çeyreklik artış, G20 ortalamasını geride bırakarak yüzde 8.5’e yükseldi. Hizmet ihracatında da benzer bir ivme kaydedildi.
Türkiye’nin mal ihracatındaki çeyreklik artış, G20 ortalamasını 2.6 puan aşarak yüzde 8.5’e ulaştı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) ikinci çeyrek uluslararası ticaret verilerine göre, G20 ülkelerinde mal ihracatı bu dönemde yüzde 5.9 artış gösterirken, Türkiye’nin performansı dikkat çekti.
Mevsimsellikten arındırılmış cari dolar bazında hesaplanan verilere göre, Türkiye’nin mal ihracatının parasal büyüklüğü ilk çeyrekteki 67.3 milyar dolardan ikinci çeyrekte 73 milyar dolara yükseldi. Bu artış, Türkiye’nin G20 ortalamasının üzerinde bir performans sergilediğini gösteriyor.
G20 ülkeleri arasında mal ihracatında en yüksek artış yüzde 20.4 ile Hindistan’da kaydedildi. Hindistan’ı yüzde 19.3 ile Güney Kore, yüzde 13.5 ile Kanada ve yüzde 12.2 ile Meksika takip etti. Türkiye’nin yüzde 8.5’lik ihracat artışı, Avustralya, İngiltere, Çin, ABD, Avrupa Birliği, Brezilya, Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin artış oranlarını geride bıraktı.
Türkiye’nin mal ithalatı ise aynı dönemde yüzde 1.1’lik sınırlı bir düşüşle 95.7 milyar dolardan 95.2 milyar dolara geriledi. Bu durum, dış ticarette olumlu bir görünüm çizdi.
Hizmet ihracatında da Türkiye, G20 ortalamasının üzerinde bir performans sergiledi. İlk çeyrekteki yüzde 7.3’lük düşüşün ardından ikinci çeyrekte hizmet ihracatı yüzde 7.6 arttı. G20 genelinde hizmet ihracatındaki artış yüzde 3.4 olarak gerçekleşti.
Marmara Üniversitesi Uluslararası Politik Ekonomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Al, küresel ekonomide talebin tamamen zayıflamadığını belirtti. Al, bilgisayar, yarı iletken ekipmanı, elektronik ve makine ticaretindeki artışın üretim ve yatırım faaliyetlerinin sürdüğüne işaret ettiğini söyledi. Hizmet ticaretinin ise ulaştırma, seyahat ve dijital hizmetlerden destek aldığını ekledi.
Al, küresel ticaretteki bu hızlanmanın jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle kırılgan olduğunu vurguladı. Korumacılık politikalarının ticareti azaltmaktan çok yönünü, maliyetini ve bileşimini değiştirdiğini belirten Al, firmaların tedarik zincirlerini çeşitlendirdiğini ve alternatif pazarlara yöneldiğini dile getirdi.
Türkiye’nin küresel ticaretteki rekabet ortamında ABD, AB ve Çin gibi merkezler arasındaki rekabetten ekonomik alan açabileceğini ifade eden Al, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin önemli bir avantaj olduğunu ve güncellenmesinin yeni imkanlar sağlayacağını belirtti. Al, Türkiye’nin dış politika, güvenlik stratejisi ve ticaret politikası arasındaki bağı güçlendirerek lojistik altyapı, stratejik üretim kapasitesi ve pazar çeşitlendirmesiyle ekonomik güvenliğini artırması gerektiğini söyledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]